Gelenekler ve Gündelik Hayat

Kıbrıslı Türk Düğünlerinde Testi Oynatma: Bir Ritüelin Sessiz Hikâyesi

Yazan Gabira 4 dk okuma
Kıbrıslı Türk düğünlerinde testi oynatma ritüelini çağrıştıran işlemeli toprak testi ve çiçekler.

Öne çıkanlar

  • Testi oynatma düğün ritüellerinin bir parçasıdır.
  • Bereket ve korunma düşünceleriyle ilişkilendirilir.
  • Ritüel, toplulukla birlikte yaşar.

Kıbrıslı Türk düğünlerinde testi oynatma, yalnızca eğlenceli bir ara değil; toprak bir testiyi, müziği, hareketi ve kalabalığı aynı küçük çemberde bir araya getiren bir ritüeldi. Dışarıdan bakınca basit görünebilir. Yakından bakınca ise yeni bir haneye dair bereket, korunma ve iyi dileklerin topluluk önünde görünür olduğu anlardan biridir.

Testi oyununda ne olurdu?

Gönül Gökdemir’in ritüel üzerine çalışması, içi şeker ve para dolu, üzeri kırmızı tülle kaplı bir testiyle oynanan “testi oyunu”nu anlatır. Yedi genç kızın müzik eşliğinde dönmesi; eski biçimin anlatımında son genç kızın testiyi kırması bu uygulamanın belirgin ayrıntıları arasındadır. Bunları, her düğünün aynı sırayla ve aynı ayrıntıyla yapmak zorunda olduğu değişmez bir senaryo gibi değil; belgelenmiş bir kültürel pratiğin unsurları olarak okumak gerekir.

Yedi sayısı, kırmızı tül, şeker, para ve hareket; hepsi birlikte o anı görünür kılar. Düğün zaten bakan, yardım eden ve hatırlayan insanlarla doludur. Testi oynatma, kalabalığa ortak bir odak verir: takip edilecek, gülünecek ve müzik bittikten sonra da konuşulacak bir an.

Tek bir anlama sığmayan ritüel

Çalışma, ritüelin eski katmanlarını bereket ve kızlıktan kadınlığa geçiş düşünceleriyle ilişkilendirir. Aynı zamanda Anadolu ve Orta Asya’daki bir şey kırma ya da saçı saçma uygulamalarıyla bağlantı kurar; bu uygulamalarda bereket isteme ve kötülüklerden sakınma fikri görülür. Buradan “Kıbrıs’taki ritüel başka yerden aynen alınmıştır” sonucu çıkmaz. Araştırmanın vurgusu, Kıbrıslı Türklerdeki biçimin yerel olarak daha karmaşık bir düzen kurduğudur.

Bu ayrıntı önemlidir. Ritüel, üzerinde tek bir etiket duran müzelik bir nesne değildir. Onu taşıyan insanlarla anlamı değişir. Bir kişi testiyi bereket dileği sayar, bir başkası büyüklerinden gördüğü bir işaret olarak hatırlar, bir diğeri içinse herkesin en dikkat kesildiği o eğlenceli andır.

Düğünler kısalınca gelenek de mi kaybolur?

Aynı araştırma, günümüzde ritüelin eğlence, kız bakma, genç kızların kendini ve yeteneklerini göstermesi, eski gelenekleri yeniden canlandırma gibi işlevler de taşıdığını belirtir. Göçler ve eskiden üç-dört gün sürebilen düğünlerin kısalması, ritüellerin yerini ve süresini elbette etkiledi. Ama bu, geleneğin ya hiç değişmeden yaşadığı ya da birden yok olduğu anlamına gelmez. Gelenek, zamanına, kalabalığına ve ailelerin tekrar etmeyi seçtiği ayrıntılara göre biçim değiştirir.

Bu nedenle günümüzdeki her düğünü geçmişteki törenin bire bir tekrarı gibi anlatmak doğru olmaz. Bazı aileler uygulamayı sürdürür, bazıları düğünün içinde başka bir yere taşır, bazıları da onu daha çok aile hikâyelerinden bilir. Ritüel, hiç değişmediği için değil; tanındığı ve hatırlandığı için yaşar.

Kıbrıslı Türk düğünlerine özgü bir ayrıntı

Gökdemir’in çalışması bir noktayı özellikle belirtir: ele alınan testi oynatıp kırma ritüeli, Kıbrıslı Rum düğünlerinde aynı biçimde yer almaz. Bu, geleneği doğru adıyla Kıbrıslı Türk düğün geleneği içinde anmayı gerekli kılar. Öte yandan bölgesel izleri kabul etmek, bu yerel kimliği zayıflatmaz; ritüelin nasıl kendi biçimini kurduğunu daha iyi anlamaya yardım eder.

Testi sonuçta topraktır. İçine şeker ve para konduğunda, tülle örtüldüğünde, müziğin ortasında taşındığında ise daha büyük bir dileğin kabına dönüşür: yeni bir evde sevinç, geçim ve etrafında insanlar olsun dileğinin.

Hatırlamak için anlatmak gerekir

Bu tür ayrıntılar, düğün fotoğrafının kenarında kalmış süsler değildir. Kimin testiyi taşıdığı, müziğin ne zaman başladığı ve kalabalığın nasıl toplandığı; topluluğun sevinci birlikte kurma biçimini anlatır. Bu yüzden testi oynatma üzerine konuşmak, yalnızca geçmişe bakmak değil, Kıbrıslı Türk düğün hafızasının gündelik dilini duymaktır.

Bir ritüeli tek bir fotoğrafa sıkıştırmamak

Bugün bu adetle karşılaşan biri, onu yalnızca testinin kırıldığı birkaç saniye sanabilir. Oysa ritüelin gücü o saniyeden önce ve sonra kurulur: hazırlıkta, kızların bir araya gelmesinde, müziği bekleyen kalabalıkta ve sonrasında yapılan sohbette. Yazılı kaynaklar bize biçimin ana çizgilerini verir; ailelerin belleği ise ayrıntıların neden canlı kaldığını anlatır. Bu iki katmanı birbirine karıştırmadan dinlemek gerekir.

Bugün onu aktarmanın en doğru yolu, herkesin aynı hatıraya sahip olduğunu varsaymamak; uygulamayı araştırmanın kaydettiği biçimiyle anlatıp yaşayan belleğe de yer bırakmaktır. Böylece ritüel ne romantik bir süse dönüşür ne de unutulmuş bir dipnota. Kendi bağlamında, adıyla ve kaynaklarıyla yerini bulur.

Kaynak